23 Nisan tatilinin cumaya denk gelmesiyle 3 gunluk bir planla hareket ettik İstanbuldan. Cuma günü sabah 7 de istanbuldan Amasra'ya dogru yola cıktık. İstanbul'dan Amasra'ya gitmek için farklı alternatifler mevcut, biz nasıl gittik diye soracak olursanız: TEM otobanına çıkıp,ilk olarak Gerede/Karabük sapağından saptık, Karabük istikametine devam edip, Safranbolu'ya vardık. Bartın sapağından saptık. Ağaçlar arasından olağanüstü bir manzara eşliğinde giderken , nasıl olduğunu anlamadan Amasra'ya varmıştık bile. Aksam yenilecek balığın yanında rakı ve şaraplarımızı rahat rahat içebilmek icin ilk gecemizde Amasra'da kalmaya karar verdik.
Keyfi fazlasıyla seven bir grup olarak TEM otoyolu üzerinde İstanbul-Ankara istikametinde bulunan Parkshop alışveriş merkezine uğrayıp simdiye kadar içtigimiz en guzel türk kahvesini Gönül Kahvesi'nde içtik. En güzel kahvenin her zaman köpüklü olması gerektiğini, köpüğün fincanda kalması gerektiğini, bu sayede kahvenin bitene kadar soğumadığını öğrendik. Paketli halde de satılan türk kahvesinden alarak yolumuza devam ettik.
Amasra'ya yaklaştıkça muhteşem manzara fırsatı sunan birkaç noktada fotoğraf çekmek için durakladık. Bu yüzden ancak 2 saatte varabildik Amasra'ya.
Grup üyesi Müge'nin Safranbolulu olması ve tanıdıkların vasıtasıyla Türkay Abi ve Zeynep Abla'nın evlerinde kaldık. Kendileri evlerinin belli bir kısmını bizim gibi tatilcilere kiralıyorlar. Dediğimiz gibi tamamen bir ev, herşeyi mevcut ve ücreti oldukça uygun. Biz bir gece konaklama icin 7 kişi toplam 150 TL ödedik.
Amasra deniz ürünleri ve salatası konusunda oldukça ünlü. Özellikle hangi balık yenir diye sorulduğunda hemen mezgit deniyor. Bunun yanında nerede yenir diye soracak olursanız da hemen Canlı Balık cevabı geliyor. Canlı Balık bizim gibi birçok insana ve gruba önerildiginden özellikle yer bulmakla alakalı birkaç not vermekte fayda var. Öncelikle Canlı Balık'a gider gitmez yer bulmak pek sözkonusu değil. Yemek yemeyi planladığınız saatten en az 1 saat önce gidip adınızı listeye yazdırmanız gerekiyor. Daha sonra da masa boşalmasını beklemeniz gerekiyor. Bu kısım biraz can sıkıcı gibi gözükse de sonuca değiyor gerçekten. Yani program yaparken bunu dikkate almanızda fayda var. Aksi takdirde sinirler biraz gerilebilir.
Canlı Balık oldukca eski ve babadan oğula geçen bir müessese. Söylenene göre bir kere kullanılan yağ bir daha kullanılmıyor. Biz mutfağı da ziyaret ettik, gerçekten herşey gıcır gıcır. Siparişleri yetiştirmek için harıl harıl çalışıyorlar.Hem soguk mezeleri hem de deniz mahsulleri oldukca başarılı. Biz yemek yemeye doyamayan bir grup oldugumuzdan masayı fazlasıyla donattık. Servis yapan beyefendi bile birkaç kez bakışlarıyla bizi uyarmaya calıştı ama sonunda yanıldığını anladı kendisi. Balık olarak mezgit, barbun ve hamsi yedik. Amasra'da kalmanın verdiği konforla 2 büyük rakıyı ve bir şişe de Yakutu bitirdik neredeyse. Ara sıcak olarak midye tava, kalamar tava ve karides aldık ki hepsi ayrı ayrı şaheserdi. Hep bahsi geçen içinde binbir çeşit malzeme olan salatalarımız ve 2'şer porsiyon 5 ayrı meze de masamızdaydı. Yemek sonunda yapılan tatlı ve meyve ikramlarını saymaya gerek yok ama özellikle dondurmalı kadayıf ve ballı yoğurt denemeye gerçekten değer. Merakla beklenen hesap geldiğinde her zamanki gibi çeşitli öngörüler oluşmuştu fakat gördüğümüz rakam bizi oldukça şaşırttı. Sadede gelecek olursak toplam verdigimiz rakam sadece 385 tl idi. O manzaraya, keyfe, yedigimiz herseyin kalitesine ve lezzetine gore gercekten inanılmaz bir rakam.
Amasra sabahı kahvaltı için yer aramaya başladık. Kahvaltı etmek için birçok alternatif mevcut ama biz Türkay Abi'nin önerisiyle Çekek Cafe yi tercih ettik. Burası Canlı Balık yanından sahil boyunca devam ettiğinizde denizin onunde ve kumsalda kahvaltı edebildiginiz bir yer. Yegane talebimiz menemen ve normal bir kahvaltı için herşey mevcut fakat verilen siparişlerin gelmesi ile ilgili servis yeterli değil maalesef. Gittiğimiz ve gördüğümüz herşeyin mükemmel olması gibi bir koşul olmadığından, bulunduğumuz mekanların negatif yönlerini de yazmak yanlış bir yönlendirme olmaması anlamında önemli bizim için. Zaman yönetimi anlamında bizi biraz zorlasa da sonuç olarak karnımız doydu. Sırada Amasra çarşısını gezmek ve bize burayı hatırlatacak birkaç minik hatıra almak vardı. Amasra genel olarak küçük biryer. Dolayısıyla heryere yürüyerek gidebilirsiniz. Sahil şeridi, küçük küçük sergilerin kurulduğu sahil meydanı ve Çekiciler Çarşısı görülmeye değer. Özellikle elişine meraklıysanız gerçekten çok güzel Tel Kırma örnekleri var. Biz kendimizde ufak tefek şeyler aldık fakat cüzdanı çok zorlamadılar.